Demet ZÜBEYİROĞLU

Büdütör


Yoğurdu zevkle yemek için…

YAKLAŞIK 4 sene önceydi… Hepimizin bildiği üzere Panasonic kablolu ve kablosuz telefonlar, Tahtakale piyasasından bir takım dükkanlara dağılır, kaçak olarak ülkeye giren bu cihazlar, evlerde yerini alırdı. Bu halen de süregelmekte. Derken Panasonic Türkiye temsilcisi Tekofaks konuyu ele aldı, özellikle kablosuz telefonlarda kaçağı önlemek üzere resmi olarak ithal ettiği cihazları, resmiyetin bir göstergesi olarak Türk bayrağı etiketleriyle pazara sundu. Kablosuz telefonların üzerine gidilmişti, çünkü kablosuz kaçak telefonlarda yayın frekansı sorunu çoklukla yaşanmakta ve "enterferans" dediğimiz ülkemizde kullanılan başka haberleşme frekanslarıyla bu cihazların frekanslarının çakışması sonucu çeşitli sorunlar doğmaktaydı. Müşteri tarafına bakıldığında bu; görüşmenin arasına telsiz görüşmelerinin karışması ya da görüşme kalitesinin düşüklüğü gibi istenmeyen sonuçlara yol açmaktaydı ki bu da Tekofaks’ın pazarlama kampanyasının çıkış noktasını oluşturuyordu. Çünkü kendi ithal ettiği cihazlar Telsiz Genel Müdürlüğü’nden onaylı olduğundan, Tahtakale mallarından yüksek bedelle piyasaya sunulmasına karşın, frekanstan doğan müşteri memnuniyetsizliğini ortadan kaldırıyordu.
O sıralarda taşınma dolayısıyla ev telefonumu yenilemem gerekliydi ve Türkiye’nin ilk ve tek aylık telekom dergisinin bir mensubu olarak pek tabii kaçak bir cihaz kullanmamalıydım. Derken bu kampanya sırasında bir adet Türk bayraklı Tekofaks güvenceli Panasonic telsiz telefon edindim. Ediniş o ediniş, tam emin değilim ancak sorunlar yaklaşık 1 yıl sonra başladı sanırım. Bir sabah kalktım, telefonu elime aldım, çevir sesi almak için tuşuna bastım. Baktım ki yok öyle bir ses. E ne de olsa Türkiye’nin ilk ve tek aylık telekom dergisinin bir mensubu ve İTÜ Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği mezunu olarak başladım tek tek ve sistematik olarak kontrollere. Cihazdan kaynaklanmayan bütün sorunları gözden geçirdiğimden emin olduğumda, kutusuna koyduğum gibi telefonu doğru ofise, oradan da Tekofaks Teknik Servis’e. Güvenim sonsuz, ilk röportajlarımdan birini yapmışım zamanında Tekofaks Teknik A.Ş. ile ki teknik servisini A.Ş. yapmış bir kuruluş var karşımda. E ne de olsa Türkiye’nin ilk ve tek aylık telekom dergisinin bir mensubuyuz ya herkesi de tanıyor, biliyoruz. Gönderdik arkadaşlarımızdan biriyle servise. Gönderdik ama, bir hafta geçti aradan, ne de olsa mobil telefonumuz var ya, evdeki telefonun yokluğu rahatsız etmiyor henüz. İkinci haftanın sonunda ne ses ne seda, dergi de baskıya verildiğinden, iki günlük boşlukta sarıldım telefona. Nedir bizim telefonun akıbeti diye sordum? "Serviste efendim" dediler. "Onu biliyorum" dedim. Ne zaman biter? "İki gün sonra tekrar arayın" dediler. Aradık iki gün sonra, 17.gün, "Telefonunuz tamam" dediler, neyse ki gönderdiler. Mutlu, memnun, gece evime ulaştım, saat bazıları için sabah bizim için gecenin dördü idi. Taktım adaptörünü fişe. Tık yok. Anlayacağınız "Düüüt" yok. Aynen geri gelmiş gibi bir hali cihazın. Gecenin dördünde bir hışımla ne yapabilirsiniz? Hiçbirşey. Baharı bekleyen kumrular gibi sabahı bekledim tabii. Gece gündüz çalışma temposu içinde tekrar gönderdik telefonu Tekofaks’a. Uzatmayacağım, bitmeyen fıkralar gibi olmasın, "deja vu" yaşadım sanki ikinci gönderimde. Bu kez üç hafta aradan sonra, telefon ben aramadan geri döndü, gecenin kaçıydı denedim hatırlamıyorum ama aynı "Düüüt yok" olayına girdik. Telefonu gözden çıkarmadan önce, üçüncü bir denemede ise artık Tekofaks Teknik A.Ş.’ye değil, büyük ve teknik servis biçiminde davranabilir bir Tekofaks bayiine gönderdik. Birkaç gün içinde kendi kendine geri döndü. Bu kez geceyi beklemedim. Ofiste hemen bir deneme yaptım. Çalışıyordu. Evet, çalışıyordu. Ağzım kulaklarımda götürdüm eve telefonumu.
Şimdi bu yazıyı niye mi yazıyorum? Bu mutlu günden 3-4 ay kadar sonra, yani geçenlerde bir sabah kalktığımda telefonu yine aynı tepkisizliğiyle buldum. Artık ipin ucuyla ilgilenmiyorum. Tek düşüncem cihazı yedek parça niyetine bir bayie satmak. Ve DECT pazarının lideri Siemens marka, küçücük ve hafif, yeni teknolojileri destekleyen, bir sayısal kablosuz telefon alacağım. Üç tane de el seti. Her odaya birer tane. Pek bir sorun yaşayacağımı sanmam ama düşürme gibi kullanıcı hatasından kaynaklanan bir sorun olursa da, doğru Başarı Teknik Servis’e. Neden mi? Denedim çünkü. Kurye servisleri var. Cihaz takibini İnternet’ten yapabiliyorsun. Kısa mesajla da uyarıyorlar seni. Bir de çok daha ileri gidiyorlar, cihazları onarıp da gönderiyorlar. Daha ne isteyeyim. Teknoloji ve teknolojik cihazlar daha mutlu ve rahat yaşayabilmemiz için üretilmiyorlar mı ne de olsa?
Uzun lafın kısası; diğer teknolojik ürün ve hizmetlerde olduğu gibi, komünikasyon teknolojileri sektöründe de teknik desteğin ve servislerin önemi çok büyük. Artık bilinçli tüketici satıp da desteğini veremeyenle çalışmadan önce daha çok düşünüyor diyebiliriz. Demem o ki; dikkat edin, sütten ağzınız yanmadan kaşık kaşık yoğurt daha lezzetli oluyor.