Numan AYDINOĞLU

@ktör


Şanslı Olmak

BU gün Londra’daki 3. günüm ve şu günlerde sürmekte olan Irak savaşının bir başka yüzü ile karşı karşıyayım. Televizyonda her kanal savaşı değişik bir açıdan veriyor ve de habercilik adına önemli işler başardıklarını düşünerek gururla karşımızda duruyorlar. Açıkcası, bir yanda gelişen teknolojinin neler yapabildiğini görüyor ve bu teknolojiyi yaratan insanlığı düşünerek insanlık adına gurur duyuyorken, teknoloji vasıtası ile sergilenen insanlık ayıbını gördükçe de insanlığınızdan utanıyorsunuz.
Tüm TV kanalları savaşı anlatırken siyasiler, savaşma konusunda ne kadar haklı olduklarını söylemenin telaşı içerisinde karşımıza çıkıyorlar. İngiliz Başbakanı Tony Blair televizyona çıkıp Irak’lılar tarafından öldürülen iki savaş esiri İngiliz askeri için gözyaşı dökerek kendini haklı ve savunmak için savaşan Irak halkını cani olarak resmetmeye çalışıyor. Hatta fütursuzca daha da ileri giderek Bush ile yaptığı toplantı sonrasında ortak bildiri yayınlayarak, Irak halkına onları bu rejimden kurtaracakları müjdesini veriyor! Sanki Irak halkı böyle bir talepte bulunmuş gibi. Sanki tüm dünya halkları bu savaşın gerçek nedenini bilmiyormuş gibi!.
Buraya kadar yazdıklarımdan Saddam rejimini alkışladığımın anlaşılmasını da istemem ancak, ülkelerin kaderini ve rejimini değiştirmek gene o ülke vatandaşlaırının görevi olduğuna inanıyorum. Hem teknoloji ve bilimde bu kadar ileri olacaksınız hemde sizden hiçte böyle bir talep olmadığı halde dünyanın polisliğine soyunacaksınız. Size böyle bir görevi kim verdi bilmiyorum ama, Birleşmiş Milletlerin ve Irak halkının vermediği kesin.
Aslında, yazıyı yazmaya başladığımda değinmek istediğim noktadan uzaklaşmaya başlamadan hemen asıl konuya dönmek istiyorum. Evet, son iki gündür tüm TV kanalları savaş haberleri yanında çok şanslı bir askerden bahsediyor başlığına isabet eden kurşunlar sayesinde çatıuşmadan yara almadan kurtulan Eric adlı bir asker. Ailesi bir anda şöhret oldu Eric’in. Kız arkadaşı, daha konuşamayan oğlu, annesi, babası, sürekli değişik kanallarda karşımıza çıkıyor ve röportajlar veriyor.
Onları seyrettikçe, kimse kendi başbakanına bizi bu derde nerden bulaştırdın demiyor da, ona kurşun sıkan canavarları! suçlamaya çalışıyor. TV lerde savaş çığırtkanları tarafından çizilmeye çalışılan tablo bu. Allah’tan hala burda aklı başında insanlar var da, zaman zaman onlarında TV de söyleşileri yayınlanabiliyor. Ama herşeye rağmen bu şanslı askerin karşısında, atılan onca bombadan kurtulamayan, hayatını kaybenden suçsuz insanlar, çocuklar, onları koruyamayan anne ve babalar. Ya onların şansı, kim onların şansını değerlendirecek, kim onları hatırlayacak, sakat kalıp bundan sonraki hayatını birilerine veya birşeylere bağlı olarak geçirmek zorunda kalanların şansı ne olacak osrusunu da gündeme getiriyorlar ve soruyorlar.
Tüm bunlar kendilerine sorulduğunda ise verilen cevap çok ama çok daha acı:
“Onlar zaten Saddam rejimi zamanında da öldürülüyordu, amaç bundan sonrakilere özgürlük”
Hani atalarımızın dediği gibi “Yavuz hırsız ev sahibini bastır”
Bu söz, sanki bu günler için söylenmiş ne dersiniz haklımıyım.
Son bir söz,
Geçenlerde katıldığım bir yemekte bilgi birikimine saygı duyduğum bir büyüğüm; Mustafa Kemal Atatürk’ün, Irak savaşını ve bu savaşın ciddi boyutlarda olabileceğini daha önceden tahmin ettiğini ve Türkiye’nin bu savaşa girmemesi gerektiğini ve bu sayede sonuçlarından en az zarar gören ülke olacağını söylediği bir yazı okuduğundan bahsetti. Savaştan kimsenin kazançlı çıkmadığı prensibinden hareket edersek. Umarım Atam bu konuda da haklı çıkar. Ne dersiniz, yoksa Atam bu tür öngörüleri ile de bize ders vermeye mi devam ediyor?.
Savaşın olmadığı insanların kendi kaderlerini kendilerinin çizdikleri günlerin uzakta olmaması dileklerimle.
Saygılar
2003-03-28